‘Kürdistan diye bir yer yok!’ Kürtler hakkında yazdığınızda zaman zaman Türkler ünlem işaretleriyle dolu bir biçimde Kürdistan diye bir yer olmadığını söylerler. Sadece bu deyimi kullandığım zaman değil – ki çok sık kullanmıyorum – ama sıklıkla bu başıma geliyor. Bazen zahmete katlanıp ülkelerin sadece resmi sınırlarla tanımlanmadığını, Kürdistan’ın birçok Kürtün kalbinde, aklında ve rüyalarında var olduğunu anlatıyorum. Bu hafta Karadeniz illeri Sinop ve Samsun’da yaşananlardan sonra Kürdistan’ın milliyetçi Türklerin de aklında var olduğunu düşünüyorum. Bilinç altlarında ama şüpheye mahal kalmaksızın mevcut.
Sinop ve Samsun’da ne oldu? BDP süren ‘barış süreci’ni halka anlatmak için bölgeye bir ziyaret düzenledi. Milliyetçi olarak bilinen Karadeniz Bölgesi’nde halkı barış için PKK ile görüşmenin gerekli olduğuna ikna etmek için çalışmanın gereği aşikardı. Ama Sinop’ta grup dokuz saat süren ve sonunda sayıları sekizyüze ulaşan ultra-milliyetçiler tarafından gerçekleştirilen bir ablukaya maruz kaldı.
Bu grup BDPlilerin arabalarını tahrip etti, bulundukları binayı taş yağmuruna tuttu ve içeri girmeye çalıştı. Bu durum saatler boyunca sürdü; polis hava kararıncaya kadar müdahele bile etmedi. Ancak hava karardıktan sonra grubu basınçlı su ve biber gazı kullanarak dağıttı. Samsun’da da benzeri olaylar yaşanınca BDP gezinin geri kalanını iptal etii.
Kardeşlik
Milliyetçilere Kürtlerle ne sorunları olduğunu sorduğunuzda size Kürtlerle değil teröristlerle sorunları olduğunu söyleyeceklerdir. Ateşli bir biçimde “Türkler ve Kürtler kardeştir’ bile diyeceklerdir. Kardeşlikten kasıtları Türkler ve Kürtlerin aslında aynı dini, tarihi ve değerleri paylaşan toplumlar olduğudur. Eğer bir Türk milliyetçisinin yakın bir Kürt akrabası varsa (ki Kürtler ve Türkler arasındaki evliliklerden ötürü çoğunlukla vardır) bunu söylemekten hiç çekinmeyeceklerdir. Bunu Türkiye için istedikleri ‘sosyal kaynaşma’nın bir örneği ve doğal olarak kendilerinin bir katkısı olarak görürler.
Bu dünya görüşünde Kürtler kendi kimlikleri ile ilgili bir talepte bulunamazlar. Bu, sosyal kaynaşmaya ters düşer ve sonuçta ‘bölücülük’ olarak, Türkiye’nin bütünlüğüne bir tehdit olarak görülür. Bu durum da PKK ile sembolize edilir. PKK’nın taleplerini paylaşan, PKK’yı kınamayan veya destekleyen herkes terörist olarak görülür. Bu gerçek Sinop’ta kullanılan sloganlarla da kendini gösterdi. ‘Sinop’ta Kürtleri istemiyoruz’ diye slogan atılmadı: ‘Sinop PKK’yı istemiyor’ diye bağırdılar.
Uzaydan gelmiş gibi
Milliyetçilik sadece Karadeniz Bölgesi’nde mi güçlü? Tabii ki hayır. Milliyetçilik hala Türkiye’de devlet ideolojisi. BDP dışındaki tüm siyasi partiler Kürt sorununu PKK’nın varlığından ayrı değerlendiriyor. Şu anda Öcalan ile görüşen AKP hala Kandil Dağı’ndaki PKK kamplarını ‘terörizmle mücadele’ adına sürekli olarak bombalıyor. Bir ultra-milliyetçi işi PKK’nin Kürtlerle bir ilgisi olmadığını, sadece ‘terörist’ olduklarını söylemeye kadar götürür. Sanki PKK uzaydan gelmiş gibi.
Bu yüzden BDP’nin bölgeye gitmesinin akıllıca olup olmadığını sorgulayan yorumlara tepki gösteriyorum. ‘Olacakları tahmin etmeliydiler’ diyorlar. Onlara şunu sormak istiyorum: BDP nereye güvenle gidebilir? Onların anlatacaklarını neredeki Türkler dinlemeye açık? Antalya? Denizli? Bursa? Konya? Nevşehir? Tabii ki değiller. Türkler yaklaşık bir yüz yıldır devlet milliyetçiliği ile eğitilmiş ve doktrine edilmiş bir durumda. AKP, MHP veya CHP’ye oy vermeleri gerçekte pek fark etmiyor. BDP bölgesel otonomi de dahil barış vizyonunu anlatmak için (bu linkte barış vizyonu ile ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz) bu saydığım illerin hangisine giderse gitsin güvenliğini tehlikeye atmış olacaktır.
Vizyon söylevleri
Kusura bakmayın ama sözde ‘barış süreci’ ve buna sözde ‘geniş tabanlı destek’ tamamen yüzeysel kavramlar. Türkiye PKK’nın silah bırakması fikrini bunun gerçekleşmesi için yapılması gerekenleri algılamaksınızın destekliyor. Hatta Kürt hareketinin taleplerini bile dinlemeksizin. Ve eğer bunları gelip BDP açıklamayacaksa, kim açıklayacak? Erdoğan ülkenin tüm illerini kapsayan herkese eşitlik ve özgürlük sunan bir barış vizyonuyla geziye başladı da haberimiz mi yok?
Kürt siyasal hareketi – ki Sinop’ta verilen mesaj budur – sınırları geçmemelidir. Güneydoğuda Diyarbakır, Hakkari, Elazığ ve Van gibi illerde ve İstanbul, İzmir, Mersin ve Adana’da sadece Kürt topluluklara konuştukları sürece hoşgörülebilir. Bundan bir adım bile öteye geçmeyi düşünmemelidir. Sadece Sinop’taki güruh değil, televizyon yorumcuları da olaylar yüzünden BDP’yi suçladılar. Milliyetçi mesaj geldiğiniz yere geri dönün şeklinde. Kürdistan milliyetçi kafaların bilinçaltında da yaşıyor.