Uludere gerçeği

Kürt sorununu takip ediyorsanız geçtiğimiz hafta Türk Parlamentosu’nun İnsan Hakları Komisyonu’nda Uludere katliamı inceleme raporunu onayladığını biliyorsunuz. Bu çalışma 28 Aralık 2011 gecesi olanları araştırmak için özellikle kurulmuş bir alt komisyon tarafından gerçekleştirildi. Bu rapor 34 kişinin öldüğü katliam hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmak konusunda her açıdan başarısız. Bu başarısızlık sadece maktüller ve ailelerine ihanet etmiyor aynı zamanda Türkiye’de barışın sağlanması önünde bir engel. Continue reading “Uludere gerçeği”

Sigortasız yaşam

Delalin babası BDP Akademisi’nde öğretmendi, terör örgütü üyelik suçlamasıyla hala hapiste. Şeker hastası ve hastanedeki kontrollarına kelepçesiz gitmek istiyor ama buna izin verilmiyor. Meslektaşım Turabi de hapiste, KCK davasında yargılanıyor yazdıkları yüzünden. Uludere katliamı madurları hala gerçeğin ortaya çıkmasını ve samimi bir özür bekliyorlar. Çocukları doksanlı yıllarda ortadan kaybolan Cumartesi Anneleri hala onları arıyor, onlara ne olduğunu öğrenmeye çalışıyor. Kürtler hala kendi topraklarının yönetiminde söz sahibi değil ve Türk anayasasında hak ettikleri yere sahip değiller. O zaman neden ateşkes var? Beni aşıyor.

Continue reading “Sigortasız yaşam”

Yeni bir başlangıç

Bir yıldan biraz uzun bir zaman sonra yine Newroz gelecek. Yüzyıllardır yaptıkları gibi Kürtler yeni yıllarının başlangıcını büyük kitlelerle kutlayacaklar. Kadınlar canlı renklerle dolu parıltılı giysileriyle, erkekler geleneksel Kürt giyimleriyle, çocuklar en şık elbiseleriyle. Newroz ateşleri yanacak, müzik çalınacak, danslar edilecek, şarkılar söylenecek. Büyük soru ise şu: Kürtler barışı mı kutluyor olacak yoksa süren baskıları mı protesto ediyor olacaklar?

Continue reading “Yeni bir başlangıç”

Sinop’ta verilen mesaj

‘Kürdistan diye bir yer yok!’ Kürtler hakkında yazdığınızda zaman zaman Türkler ünlem işaretleriyle dolu bir biçimde Kürdistan diye bir yer olmadığını söylerler. Sadece bu deyimi kullandığım zaman değil – ki çok sık kullanmıyorum – ama sıklıkla bu başıma geliyor. Bazen zahmete katlanıp ülkelerin sadece resmi sınırlarla tanımlanmadığını, Kürdistan’ın birçok Kürtün kalbinde, aklında ve rüyalarında var olduğunu anlatıyorum. Bu hafta Karadeniz illeri Sinop ve Samsun’da yaşananlardan sonra Kürdistan’ın milliyetçi Türklerin de aklında var olduğunu düşünüyorum. Bilinç altlarında ama şüpheye mahal kalmaksızın mevcut.

Continue reading “Sinop’ta verilen mesaj”

Barış gerçekte ne anlama geliyor

Türkiye’de son dakika haberi: Kürtler sonunda barış istiyor. Geçtiğimiz perşembe günü 9 Ocak’ta Paris’te bir suikaste uğrayan üç Kürt kadına veda etmek için düzenlenen mitingde birçok Kürt siyasetçi barış yolundaki adımlara destek verdiklerini ifade ettiler. Önce Türk medyasının Kürtlerin barış istemini bir haber olarak geçmemesini daha önce Kürtleri duymak istememesine bağladım. Hala öyle düşünüyorum ama şimdi sorunun bundan daha derin olduğuna inanıyorum. Türkiye’de ‘barış’ın ne olduğuna dair ortak bir anlayış yok.

Continue reading “Barış gerçekte ne anlama geliyor”

Tehlikeli oyunlar

Bu yazıyı dün, 3.Ocak Perşembe günü yazdım. Sonradan ortaya çıktı ki ben bu satırları yazarken iki Kürt milletvekili ve avukatlarından biri Abdullah Öcalan’ı ziyaret ediyormuş. Bu çok önemli bir gelişme çünkü Öcalan birbuçuk yıldan bu yana ailesinden başka (o da çok seyrek olmak üzere) kimse ile görüştürülmedi. Devlet adına onunla görüşen kişi ise MİT Müsteşarı Hakan Fidan. Başka türlü söyleyecek olursak, çok önemli bir şeyler oluyor.
Continue reading “Tehlikeli oyunlar”

Çocuklar öldü

Duyduğum kadarıyla Gülyazı’da hayat iyiydi. Fakirlik vardı, yaşam zordu ama iyiydi. Bunu kendi gözlerimle görmek kalbimle yaşamak için tam bir yıl bir gün önce orada olabilmek isterdim. Ama bir yıl bir gün önce herkes gibi ben de Uludere’ye bağlı Gülyazı diye bir yer olduğundan habersizdim.

Continue reading “Çocuklar öldü”

Dost ülkeyi mutlu etmek için

Hollanda’da bir arkadaş ‘Endişelenmem için bir neden var mı?’ diye sordu. ‘PKK’nin bu kadar yakında olması beni ürkütüyor.’ Hollanda’nın Zeeland şehrinde PKK üyeliğiyle suçlanarak tutuklanan 55 kişiden söz ediyordu. Polis raporuna gore bu kişiler ‘gizli bir toplantı’ya katılmışlardı. Düşününce Avrupa’daki Kürtleri ve PKK’yi tanımayan biri için bu biraz korkutucu olabilir.

Continue reading “Dost ülkeyi mutlu etmek için”

Kana susamak

İşin özü değişmez. İşin özünde, insanın doğumla gelen hakları vardır. Dünyanın çoğu ülkesi bu konuda hemfikir olmuş ve uluslararası sözleşmeler yoluyla bunu kağıda dökmüşler. Kendi kaderini belirleme hakkı, kendini anadilinde ifade etme hakkı. Onurla yaşama hakkı. Hayat hakkı.

Türkiye’de ise insanlar ötekinin ölümünü diliyor. Continue reading “Kana susamak”

Açlık grevindekiler boşuboşuna mı ölecek?

Ne oluyor?
12 Eylül’den bu yana Türkiye cezaevlerinde giderek artan sayıda mahkum açlık grevine girdi. 15 Ekim’de oldukça kalabalık yeni bir grup açlık grevindeki mahkumlara eklendi. Kesin olarak kaç kişi oldukları bilinmiyor; bilinen, bu sayının en az 628 olduğu.

Bu mahkumlar kim? Continue reading “Açlık grevindekiler boşuboşuna mı ölecek?”