MIT, Paris cinayetleri ve Roboski katliamı

Click here for the English version.
Ji bo nivîsa Kurdî li vir xînin.

Bu ay iki gün içinde, 12 ve 13 Ocak günlerinde, Paris’te üç Kürt kadın cinayeti (9 Ocak 2013) ve Roboski katliamı (28 Aralık 2012) hakkında bilgiler sızdırıldı. Ortaya çıkan anahtar bilgi bu cinayetlerde Milli İstahbarat Teşkilatı’nın toplam 37 kişinin ölümünde etkin rol oynadığıydı.  Continue reading “MIT, Paris cinayetleri ve Roboski katliamı”

Roboski gençleri

Ji bo nivîsa Kurdî li vir xînin.
Click here for the English version.

Bu yıl Roboski katliamı anması geçen yıldan daha kalabalıktı. Bu yıl 2012’de olduğu gibi Hakkari yolunu kapamadı, bu yüzden daha büyük bir kalabalık törene gelebildi. Aynı zamanda katliamın 2011’de gerçekleştiği gün olan 28 Aralık’ın bu yıl Cumartesi’ye denk gelmesi de buna yardımcı oldu. Bunun dışında tören aynıydı – önümüzdeki yıllarda da aynı olacak. Ancak bağımsız ve derinlemesine bir inceleme sonucunda katliam ile ilgili gerçekler su yüzüne çıktığında kurbanların aileleri acılarını bir kenara bırakabilecek. Continue reading “Roboski gençleri”

Özgürlüğü sağlayanlar değilse kim?

3 Aralık 2013
Ji bo nivîsa Kurdî li vir xînin.
For the English version, click here.

“Türk ırkı diye bir şeyden söz edilemez” diye konuştu iktidardaki AKP üyesi Prof. Aktay. Bu konuşmayı yaptığı üniversite panelini dinleyen öğrencilerin bazıları bu sözlere o kadar kızdı ki salonu terketti. Aktay bu sözleri ‘Türklük’ kavramının sorunlarını açıkladıktan sonra söylemişti: “Türklerin Orta Asya’dan geldikleri söyleniyor. Bu gerçek mi? İncelersek gerçekten büyükbabalarımızın kaç tanesi oradan gelmiş?” diyerek Türk ırkının gerçekte var olmadığı sonucunu çıkarmıştı.

Continue reading “Özgürlüğü sağlayanlar değilse kim?”

Bireysel mağduriyet

BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, IMC-TV’deki bir röpörtajında ‘Roboski aileleri Başbakan ile karşılıklı görüştükleri için memnunlar. Kendilerini, ana siyasi otoriteye doğrudan ifade etme şansı buldular’ diye konuştu.

‘Roboski aileleri’ tek bir kurum gibi görünüyor, ancak katliamda öldürülen 34 kişinin aile üyeleri bir araya geldiğinde, bir kaç yüz kişilik bir topluluk oluşturuyorlar. Aile üyelerinden oluşan bir delegasyonun Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin, geride kalanları mutlu etmesi mümkün değil. Anlaşılan, mevcut siyasi durumda, bu toplantının tümünü mutlu etmesi gerekiyor. Demirtaş böyle diyor. Continue reading “Bireysel mağduriyet”

Acı dolu bir halk

‘Bu yine bir PKK şovu olacak’ dedi birisi Türkiye’deki ilk PKK “şehit mezarlığı”na gideceğimi öğrenince. Bunu bir şov olarak nitelendirerek silahlı olsun olmasın şiddete kurban vermiş bir siyasi hareket için bir şehitliğin önemini hiçe saymış oluyordu. Bu açıdan PKK, yasını tutacakları kayıplar vermiş Türk Ordusu’ndan veya bu yaz Türkiye’yi sarsan Gezi direnişinden farklı durumda değil. Fakat mezarlıklar, (silahlı) siyasal hareketlerinki de dahil acıyı da içeriyor. Türkiye’nin demokrasi yolunda gereğinden fazla sıklıkta normal karşılanan bir acıyı. Continue reading “Acı dolu bir halk”

Barış sürecinin altını oymak

Önümüzdeki aylarda PKK ve hükümet arasındaki barış sürecinde önemli adımlar atılması pek beklenmiyor. Bu tamamen yaklaşan yerel (2014 ilkbaharında) ve Cumhurbaşkanlığı (2014 sonbaharında) seçimleri ile ilgili. Bu barış ve anayasal haklar için umutlu olan Kürtler için sıkıntı verici olsa da bunu siyasal oyunun bir parçası olarak görebilirsiniz. Güney Afrika gibi görece hızlı barış süreçleri ilham verici olmakla birlikte bir istisna. Fakat bir barış süreci sadece siyasi adımlardan oluşmuyor. Başarılı olabilmesi için güven ortamını oluşturacak ciddi bir çaba gerekiyor. Hükümet ise bunun tam tersini yapmakta. Continue reading “Barış sürecinin altını oymak”

Direnişin kalesi

Kürt çoğunluğun yaşadığı Güneydoğu Türkiye’nin en büyük kenti Diyarbakır, İstanbul, Ankara ve İzmir polisinin barışçı bir biçimde toplanma ve gösteri yapma hakkını kullanan halka şiddetle saldırdığı bugünlerde dikkat çekecek kadar sakin. Kürtler neden hükümet karşıtı protestolara katılmak için alanlara koşmuyorlar? Onlar da özgürlüklerini istiyorlar, değil mi, o zaman neden Kürtler Türklerle birlikte ayaklanmıyorlar? Continue reading “Direnişin kalesi”

Beş yüz gün sonra

Önce manzarayı tarif edeyim. Dağlık bir alanda toprak bir yol kenarında ben dahil 35 kişi oturuyor. Solumuzda, yolun tam sağa döndüğü noktada zırhlı bir araç, kırmızı beyaz bir bant, dikenli tel, ‘askeri yasak bölge’ tabelası ve yaklaşık yirmi askeri personelden oluşan barikat. Bunun üst tarafındaki dağın tepesinde tam 500 gün önce devletin bombardımanıyla ölen sevdiklerini anmak için seçtikleri noktaya ulaşabilmek amacıyla barikatin üzerinden geçmeye çalışan en az yüz insan. Continue reading “Beş yüz gün sonra”

Yeni bir Habur’a doğru

PKK 8 Mayıs’ta Türkiye’den çekileceğini açıkladıktan bu yana bana sorulan en garip soru Güneydoğu’da yaşayanların bir zafer kazandıklarını hissedip hissetmedikleriydi. Burada böyle bir hissin hakim olduğunu zannetmek için çatışma ve Kürtleri çok az tanıyor olmak lazım. Bu soruyla kastedilen çatışmanın sona erdiği ve sonunda “kazanan bir taraf” olması gerektiği.

Continue reading “Yeni bir Habur’a doğru”

Diyarbakır halkına göre barışa giden yol

Yaşlı bir adam ‘PKK Türkiye’den çekilmemeli’ diyor. ‘Neden? Çünkü onlar bizim çocuklarımız.’ İzleyicilerden en büyük ve uzun alkışı o alıyor Diyarbakır’daki ilk ‘akil insanlar’ toplantısında. 375 kişilik oturma yeri olan salondaki toplantıya en az beşyüz kişi katıldı. Hükümetçe belirlenen amaçları doğrultusunda ‘Akil İnsanlar’ halka barış sürecini anlatmaya gelmediler, sadece halkı dinlemek için geldiler.

Continue reading “Diyarbakır halkına göre barışa giden yol”